Advertisement
  • Frontispiece to the 1837 New York pamphlet, 'Narrative of the Capture. Sufferings and Miraculous Escape of Mrs. Eliza Fraser'. (University of Queensland)
'Fraser Island' isminin nerden geldiğini biliyor musunuz? Eliza Fraser’in hikayeleri, tarihe ilk magazin hikayeleri olarak geçti.
Turkish
By
Georgia Mokak, Hande Ergen

26 Sep 2017 - 6:40 PM  UPDATED 26 Sep 2017 - 6:45 PM

Bugünlerde “asparagas haber”olarak bilinen haberleri 1800’lerde Eliza Fraser, dünyanın en iyi tabloid hikayeleri olarak  yazdı. Farklı okuyucuların dikkatini çekmek için hikayelerinde cinayet, işkence, kölelik ve yammamlık temalarını işledi.

Fraser adasına ismini veren Eliza Fraser, hem adadan kurtulması hem de hayal dünyası genişliği ile biliniyor.

O döneme dair kayıtlara geçen bilgilere göre “The Stirling Castle” adlı geminin kaptanı ve Eliza Fraser’in kocası James Fraser, Sydney’den yola çıktı ve gemisi Queensland sahilinde battı.

Kaptan Fraser, gemiyi terk edip filikaya bindi ancak karadaki Aborijinlerin insan yiyen yamyamlar olduğu korkusuyla karayı çıkmayı reddetti.

Açlığın giderek artmasıyla, teknedeki mürettebat, aralarından birini kurban etmeye yaklaşmıştı.

Ve, birçok okuyucu, yazar, sanatçı ve film yapımcısının hayal gücünü sarıp sarmalayan zorluk, dayanma, kırılganlık ve entrika masalı başladı, ve kuşaklarla bugüne geldi.

 

Eliza, gemi batıp kocasını kaybedince ne oldu?

Fraser Adası’ndaki hikayenin en azından üç farklı versiyonu Eliza Fraser’in kendisi tarafından bizzat yazılmıştır.

Eliza adadan kurtarıldıktan sonra, hikayesini her anlattığında, kendisini saf, masum, orta sınıf, savunmasiz dul ve Badtjala / Butchulla halkının "tutsağı" olarak gösterdi.  Badtjala / Butchulla halkını ise barbar, yamyam, vahşi olarak betimledi ve yaşadığı deneyimi de  “ölümden de beter bir kader” olarak tanımladı.

Eliza Badtjala kadınlarını işkenceci olarak tasvir ederken, bir Aborijin kadınını da  “beyaz teni ve saf güzelliğine” nedeniyle kendisine kıskanç gözlerle bakarken resmetti.

 

Fraser adasına ilişkin ilk görsel kayıtlar 1830 yılların sonunda ait. Bu görseller İngiliz İmparatorluğu’nun kültürel değerlerini, kolonileşmeyi, Avustralya’nın yerli halkları Aborijinlere duyulan korkuyu ve Aborijinlerin "vahşi" ve "yamyam" olarak tanıtıldığını destekler nitelikte.

Yamyamlığa yapılan güçlü vurguya rağmen, Fraser’in argümanıyla çelişen bir çok ayrıntı da var.

Birincisi, Fraser ve hikayelerini dinleyenlere, Batjala kabilesi olmasaydı ne Fraser’ın ne de gemi mürettabatının hayatta kalamayacağı anlatılmadı.

İkincisi, Eliza hikayelerinde James Davis / Duramboi adlı "başka beyaz bir adam" hakkında serzenişte bulunur. Söz konusu kişi Fraser adasında herhangi bir yamyamlığa şahit olmadığını yazdı.

Üçüncüsü, Badtjala kabilesinin ileri gelen yaşlıları eğer böyle olaylar olsaydı, nesiller boyunca sözlü olarak anlatılır ve danslara yansırdı diyor.

Eliza Fraser hikayelerini dinleyicisinin özelliklerine uyarlayarak farklı şekilllerde anlattı.

Hikayelerinin birinde kocasının ölüsünü gördüğünü iddia ediyor, bir diğerin de ise Aborijini bir kadının kocasının cesedinin yanına yaklaşmasına izin vermediğini.

Eliza Fraser’ın K'gari Adası'nda (Fraser Adası) yaşadıklarını sansasyonel ve egzotik olarak gösteren bu hikayeler, yerli halkların kolonileşme sürecinde nasıl tasvir edildiğinin klasik bir örneği.

Eliza Fraser’in hikayeleri Avrupalıların kendi amaçları ve çıkarları için tüm dünyada Avıustralya yerlileri- Aborijinlere nasıl önyargı ile bakıldığına mükemmel bir örnek olarak görülüyor.

Eliza’nın Badtjala kabilesi ile olan gerçek ilişkisi, dramatik hikayeler için feda edildi.

Eliza Fraser’ın hikayeleri heyecan verici hale getirilmiş, saptırılmış, neredeyse tamamen kurgusal hikayelere örnek olarak gösteriliyor.

Asparagas haberlerdeki ırkçı önyargılar, 19. yüzyılda olduğu gibi günümüzde de açık dğil mi?

 Interaktif belgesel için: sbs.com.au/kgari

 

İlginizi Çekebilir
Adalet için 7 milyon adım: Aborijin Clinton Pryor Perth’den Canberra’ya yürüdü
Aborijin Clinton Pryor yerli halkların sorunlarına dikkat çekmek için Perth’den başladığı 6.000 km yolculuğunu Canberra’da Aborijinal Çadır Elçiliğinde sonlandırdı.
Çöllerde yaşayan Aborijinilerin elektriği güneşten sağlanacak
Daly River’de yaşayan Aborijin kabilesi, Avustralya’da elektrik ihtiyacını güneş panellerinden sağlayan ilk yerli toplum olacak.
Aborjin şifacıları modern tıbbın açıklarını kapatıyor

60 bin yıldır Avustralya topraklarında şifa veren ngankariler nasıl fiziksel ve ruhsal rahtasızlıkları gideriyor?