Robert Andrew, Aborijin olduğunu 13 yaşındayken öğrendi. Kendisini derinden sarsan bir gerçekti bu.
Okuldaki derslerde Aborijinleri işlemişti. Kendisine gösterilen tarihte, çöllerde çalı çırpıdan yapılmış barakalarda yaşadıkları, tek ayak üzerinde durdukları ve ellerinde mızrak taşıdıkları öğretilmişti. "O çocuk yaşımda bunu anlayabilmek çok zordu. Aileme bakıyordum ve göstermedikleri bir şey olduğunu görüyordum" diyor o yıllardan bahsederken.
Perth’te "beyaz, orta sınıf" bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Annesinin Aborijin kökeni, evde hiç konu olmamıştı. Bir gün, büyükannesinin albümdeki resimlerine bakarken, atalarının Kimberley bölgesinde Yawuru kabilesinden geldiğini öğrendi.

Genç Robert’in kimlik kirizinin de başlangıcıydı bu aslında.
"Bir yandan gururluydum. Ben bu toprakların yerlisiyim diyebilmek, bayağı güçlü bir duygu. Uzun süre sadece bu bilgiyle kaldım, çünkü tarih zaten bize öğretilmişti. Bu kıtayı nasıl keşfettiğimiz ve sömürge haline getirdiğimizi biliyordum. Her şey kafamda açıktı."
Gerçeğin keşfi
Yıllar geçti. Kız kardeşinin yaptığı araştırmadan da ilham alarak, Avustralya’nın gizli tarihini ve bu tarihin ailesini nasıl etkilediğini ortaya çıkarmaya başladı.
Robert Andrew, öğrencilere aile tarihini keşfetme ve bunu sanat yoluyla ifade etme imkanı sağlayan, Griffith Üniversitesi’nde Contemporary Australian Indigenous Art Unit’e yazıldı. Yoğun araştırmalar sonunda bulduğu bir resmi belgede, anneannesi ve onun annesine yapılan kötü muameleyi öğrendi. Büyük büyük annesi içki bulundurmaktan yargılanmıştı. Belgede büyükannesinden bahsediliyor ve "Bu kızı kontrol altında tutmak için daha başka nedenler de var. Broome’da diğer yarı Aborijin kızlara karışıyor. Annesi de içki bulundurmaktan mahkemeye çıktı" diye yazıyordu. Altında da ‘Chief Protector of Aborigines' (Aborijinlerin Koruyucusu) olarak anılan ama gerçekte onları cezalandıran kişinin imzası var.
Diğer pek çok Aborijin çocuk gibi Robert’in büyükannesi de annesinden alınmış bir manastıra kapatılmıştı. Büyükannesi daha sonra Avustralya vatandaşlığı için başvuru yaptı. Aborijinliğini reddetmediği için baçvuruları reddedildi.
Robert'in annesi çocukken yatılı okula gönderildi ve gerçek kökeni konusunda hiç konuşmadı.
Robert’in bu bulguları çok geçmeden sanatını etkilemeye başladı. Şimdi çalışamalarından üçü, 'Our Mutable Histories' (Bizim değişken tarihimiz) sergisinin bir parçası olarak Brisbane Müzesi’nde sergileniyor.
6 ayda tamamlanan eserler, sembolizmle dolu, sömürge yıllarından bu yana yerli halkın ortaya çıkmamış geçmişteki ve bugünkü mücadelesini öne çıkarıyor.
İZLE: Robert Andrew, 'Our Mutable Histories’ Sergisini hazırlıyor
Eserlerden birinde, Robert’in 1860’lardan kalma işçi evinden çıkan çam panolara, tarihi resmi belgelerde yer alan kelimeler oyulmuş. Bu kelimeler Chief Protector of Aborigines'in yazdığı kelimeler.
Robert panoları yakmış. Nedeni, ateşin, uzun zaman boyunca katliam gibi olaylardan geriye kalan ‘istenmeyen kanıtların’ ortadan kaldırılmasında kullanılması.
Ailemi, büyük annemi kontrol altında tutan kelimelerin gücünü elinden almak istedim sanırım" diyor Robert. Sanatçı, eserlerinin izleyenleri düşünmeye sevk etmesini umuyor.

"Tam anlamak için daha derine inmek gerek. Bu anlayış, zaman içinde yerli kültürü ve mücadelesinin daha da derin anlaşılmasına yol açar. ‘2017’deyiz, artık geç bunları’ gibi anlayışlar var. Daha alınacak çok yol var"
Robert Yawuru kabilesinden gelmekten onur duyuyor, ama öğreneceği daha çok şey olduğunu da kabul ediyor.
"Kendimi hem yerli, hem yerli olmayan biri olarak görüyorum. Bu ikili yapı, bende hala çatışmalara yol açıyor" diyor.
