Bugünlerde “asparagas haber”olarak bilinen haberleri 1800’lerde Eliza Fraser, dünyanın en iyi tabloid hikayeleri olarak yazdı. Farklı okuyucuların dikkatini çekmek için hikayelerinde cinayet, işkence, kölelik ve yammamlık temalarını işledi.
Fraser adasına ismini veren Eliza Fraser, hem adadan kurtulması hem de hayal dünyası genişliği ile biliniyor.
O döneme dair kayıtlara geçen bilgilere göre “The Stirling Castle” adlı geminin kaptanı ve Eliza Fraser’in kocası James Fraser, Sydney’den yola çıktı ve gemisi Queensland sahilinde battı.
Kaptan Fraser, gemiyi terk edip filikaya bindi ancak karadaki Aborijinlerin insan yiyen yamyamlar olduğu korkusuyla karayı çıkmayı reddetti.
Açlığın giderek artmasıyla, teknedeki mürettebat, aralarından birini kurban etmeye yaklaşmıştı.
Ve, birçok okuyucu, yazar, sanatçı ve film yapımcısının hayal gücünü sarıp sarmalayan zorluk, dayanma, kırılganlık ve entrika masalı başladı, ve kuşaklarla bugüne geldi.
Eliza, gemi batıp kocasını kaybedince ne oldu?

The Shipwreck of the Stirling Castle by John Curtis, circa. 1837 Source: Finding Eliza: Power and Colonial Storytelling
Fraser Adası’ndaki hikayenin en azından üç farklı versiyonu Eliza Fraser’in kendisi tarafından bizzat yazılmıştır.
Eliza adadan kurtarıldıktan sonra, hikayesini her anlattığında, kendisini saf, masum, orta sınıf, savunmasiz dul ve Badtjala / Butchulla halkının "tutsağı" olarak gösterdi. Badtjala / Butchulla halkını ise barbar, yamyam, vahşi olarak betimledi ve yaşadığı deneyimi de “ölümden de beter bir kader” olarak tanımladı.
Eliza Badtjala kadınlarını işkenceci olarak tasvir ederken, bir Aborijin kadınını da “beyaz teni ve saf güzelliğine” nedeniyle kendisine kıskanç gözlerle bakarken resmetti.
Fraser adasına ilişkin ilk görsel kayıtlar 1830 yılların sonunda ait. Bu görseller İngiliz İmparatorluğu’nun kültürel değerlerini, kolonileşmeyi, Avustralya’nın yerli halkları Aborijinlere duyulan korkuyu ve Aborijinlerin "vahşi" ve "yamyam" olarak tanıtıldığını destekler nitelikte.

Scene from Mrs Eliza Fraser’s escape from the savages, “Shipwreck of the Stirling Castle”, John Curtis Source: National Library of Queensland
Yamyamlığa yapılan güçlü vurguya rağmen, Fraser’in argümanıyla çelişen bir çok ayrıntı da var.
Birincisi, Fraser ve hikayelerini dinleyenlere, Batjala kabilesi olmasaydı ne Fraser’ın ne de gemi mürettabatının hayatta kalamayacağı anlatılmadı.
İkincisi, Eliza hikayelerinde James Davis / Duramboi adlı "başka beyaz bir adam" hakkında serzenişte bulunur. Söz konusu kişi Fraser adasında herhangi bir yamyamlığa şahit olmadığını yazdı.
Üçüncüsü, Badtjala kabilesinin ileri gelen yaşlıları eğer böyle olaylar olsaydı, nesiller boyunca sözlü olarak anlatılır ve danslara yansırdı diyor.
Eliza Fraser hikayelerini dinleyicisinin özelliklerine uyarlayarak farklı şekilllerde anlattı.
Hikayelerinin birinde kocasının ölüsünü gördüğünü iddia ediyor, bir diğerin de ise Aborijini bir kadının kocasının cesedinin yanına yaklaşmasına izin vermediğini.
Eliza Fraser’ın K'gari Adası'nda (Fraser Adası) yaşadıklarını sansasyonel ve egzotik olarak gösteren bu hikayeler, yerli halkların kolonileşme sürecinde nasıl tasvir edildiğinin klasik bir örneği.

Sketch of Eliza Fraser Source: WikiCommons
Eliza Fraser’in hikayeleri Avrupalıların kendi amaçları ve çıkarları için tüm dünyada Avıustralya yerlileri- Aborijinlere nasıl önyargı ile bakıldığına mükemmel bir örnek olarak görülüyor.
Eliza’nın Badtjala kabilesi ile olan gerçek ilişkisi, dramatik hikayeler için feda edildi.
Eliza Fraser’ın hikayeleri heyecan verici hale getirilmiş, saptırılmış, neredeyse tamamen kurgusal hikayelere örnek olarak gösteriliyor.
Asparagas haberlerdeki ırkçı önyargılar, 19. yüzyılda olduğu gibi günümüzde de açık dğil mi?
İlginizi Çekebilir

Çöllerde yaşayan Aborijinilerin elektriği güneşten sağlanacak
Share

