Watch FIFA World Cup 2026™

LIVE, FREE and EXCLUSIVE

Cem Deniz Şahin: Gündüz metro inşaatında mühendis, gece DJ seti başında müzisyen

CEM ŞAHİN 7.jpg

Mersin'de büyüyen Cem Deniz Şahin, İTÜ'de harita mühendisliği okuduktan sonra yeni mezun vizesiyle Avustralya'ya gelmiş.

Melbourne’daki önemli alt yapı projelerinden birinde görev yapan mühendis Cem Deniz Şahin, Avustralya çalışma kültürü sayesinde edindiği yeni hobisini kariyer fırsatına çeviriyor.


Türkiye'den 10 yıl önce göç eden harita mühendisi Cem Deniz Şahin, Parkwill Metro Tunnel projesinden sonra, bugün Suburban Rail Loop projesinde, Burwood-Boxhill yeraltı tüneli projesinde çalışıyor.

Cem Şahin, Avustralya iş kültüründe, "work life balance" yani iş ve özel hayat ayrımına gösterilen özen sonucunda, şimdilerde kendine yeni bir kariyer inşa etmeye başladığını anlatıyor.

Şahin şu sıralar gündüz mühendislik, gece ise Jem Sultan adıyla müzik prodüktörlüğü ve DJ'lik yapıyor.

Anadolu motifleriyle elektronik müziği harmanlayarak dijital eserler üreten Şahin, geçtiğimiz hafta sonu Point Ormond'da gün ağarırken DJ setinin başına geçti.

CEM ŞAHİN 1.jpg

Seda Ercan

Cem Deniz Şahin, Türkiye'den göç etmiş bir mühendis ve şu anda Melbourne'daki önemli altyapı projelerinden birinde görev yapıyor. Ancak Avustralya, her zaman yaratıcı bir çocuk olan Cem Deniz Şahin'in bu özelliğini yeni ürünlerle ortaya çıkartmasına olanak vermiş. Salton's Journey isimli bir dijital albüm yapan mühendis Şahin şimdilerde mesleğinin yanı sıra müzik prodüktörlüğü ve zaman zaman da DJ'lik yapıyor. Cem Bey yayınımıza hoş geldiniz.

Cem Deniz Şahin

Hoş bulduk.

Seda Ercan

Cem Bey, geçtiğimiz günlerde yerin 35 metre altında Melbourne Parkville metro istasyonunda bir fotoğrafınızı gördüm sosyal medyanızda. Şöyle bir görüntü vardı, işte yer altındasınız, arkanızda uzun bir tünel ve altına da bu yol kolay değildi diye yazmışsınız. Bize Türkiye'den yola çıkıp sizi Parkville metro inşaatına taşıyan o yolculuğu anlatır mısınız lütfen?

Cem Deniz Şahin

Tabii, 16'da 22 Haziran, ikinci Haziran 6'da ben Melbourne'a geldim. Yaklaşık 10 yıl olacak bu sene gelişimin. Ben Türkiye'de Mersinliyim. Mersin'e doğmadım ama orada büyüdüm. Baba tarafı Adıyaman, Malatya. Oradan üniversite için İstanbul'a gittim. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde harita mühendisliği okudum. Avustralya'da Surveyor, Geospatial Scientist ya da Cartographer olarak geçiyor benim mesleğim. Üç ana grup altında. İTÜ'deyken, 2014 yılında bir Avustralyalı değişim öğrencisiyle tanıştım. O bana bu fikri verdi ve dedi ki, “Avustralya'ya sana ihtiyacı var, neden gelmiyorsun?” deyince aracılığıyla vize başvurusunda bulundum. Yeni mezuniyetine başvurdum. Ondan sonra da 2016 yılında buraya taşındım. Bu 10 yıl boyunca tabii ilk başta kolay değildi. Mesleğimle alakalı bir iş bulamadım ilk 1,5 yıl. Ya overqualified'sin dediler ya da local experience'in yok dediler. Yani yerel tecrüben yok diye. Ondan sonra bir gün bir reklusör aradı. Bu süreçte ben şeyde çalıştım, inşaatlarda işçilik yaptım, kafede bulaşık yıkadım, aşçılık yaptım derken en sonunda bir reklusörün sayesinde Surveyor olarak bu iş. haritada işe girdim. Ondan beri de çalışıyorum. En son bir projelerden biri evet Metro Tunnel'dı. Metro Tunnel projesinde çalıştım. Parkville ve State Library istasyonlarını yaptım. Ondan sonra şirket değiştirip işte başka çeşitli projeler çalıştıktan sonra da şu an Suburban Rail Loop projesinde çalışıyorum. Burrwood istasyonunu yapıyoruz. Burrwood'dan Glenwale'ye hattına doğru bir tünel kazanılacak. Oradan sonra da Burrwood Box Hill kısmına başlayacağız. Şu an oradayım.

Seda Ercan

O da metro mu?

Cem Deniz Şahin

Evet o da bu metro. Yer altı metre. Altı istasyondan oluşan bir metro şey paketi. Iki bin otuz beş yılında tamamlanması planlanıyor. Ondan sonra da bu bu şekil şeye gidecek. Havalimanına doğru devam edecek. Metrotunnel projesi şeyden başlıyor, North Melbourne'dan başlayıp South Yarra'ya kadar yeni bir 4-5 istasyonluk bir projeydi. Şehirdeki tren trafiğini azaltmak hani bottleneck diyorlar yani şişe şeklinde sıkışıyor trenler, tüm her yerden geliyor şehirde. Onu azaltmak için yapılan bir projeydi. Ben onun State Library istasyonuna çalıştım. İstasyonunu yaptık, 35 metre altında orası.

Seda Ercan

Peki ama yerin 35 metre altında çalışmak nasıl bir his?

Cem Deniz Şahin

Öncelikle çok yorucu. Asansör belli bir yere kadar iniyor. Ondan sonrasında merdivenle inmek zorundasınız. İn çık, in çık. Dizlerim için çok iyi bir proje değildi, onu söyleyebilirim. Bir de çok gürültü var. Binlerce kişi yerin altında çalışıyor. Herkes başka bir şey yapıyor. Demirler takılıyor, bir şeyler takılıyor. Drilling, yani beton işleri yapılıyor. Aynı anda birçok kişi, karınca gibi düşünebilirsiniz. Bir karıncanın yuvası gibi. Herkes farklı bir şey yapıyor. Bir sürü kişi var orada. Çok gürültü var. Kulaklıklar veriliyor tabii sakınca. Ama bana çok şey olmuştu onun. Ben her akşam işten çıktığımda baş ağrısıyla eve gidiyordum.

Seda Ercan

Peki şimdi mühendislik bir matematik kafası istiyor, analiz istiyor ama siz aynı zamanda daha yaratıcı alanlarda da kendinizi ifade etmeyi seviyorsunuz ve müzikle ilgileniyorsunuz. Müzik konusundaki çalışmalarınızda Türk kökenlerinizden ilham alıyor musunuz?

Cem Deniz Şahin

Aslında şey, müzik de bir matematik gerektiriyor. His var tabii ki ama bunu yaparken de bir matematikle yapıyorsunuz bu müziği. Tabii ben bunu yaparken de, bu şeye başlarken de şeyden esinlendim. Babamı kaybettim ben bir sene önce, bir buçuk sene önce. Onun kaybıyla ben hani dedim ki ben babama bir teşekkür de bulunayım. Derken o ara müzikle ilgileniyordum. Dedim ben onun için bir şarkı yapayım. Sonra yaptığım şarkı da babamdan esinlenerek çocukken ben büyüdüğümde Babam Kardeş Türküler, İlkay Akkaya, Selda Bacan dinlerdi. Annem Müzeyyen Senar, Emel Sayınlar dinlerdi. Ben de o ikisi arasında büyüyüp hani çocukken tabii o şarkıları dinlemek istemiyorsunuz siz. Kendinizi pop müzik dinlemek istiyorsunuz ama hep ona da bir empoze oluyor. Ondan sonra baktım, aa dedim ben de bu kadar kültür var aslında. Bu müzik kültürü duymuşum, etmişim. O şarkılardan, hani Mezopotamya ezgilerinden, Anadolu ezgilerinden oluşan birkaç şarkı yapayım dedim. Ve o şekil bir yolculuğa başladım.

Seda Ercan

Peki nasıl şarkılar bunlar? Biraz müzik çalışmalarınızdan söz eder misiniz bize?

Cem Deniz Şahin

İlk yaptığım şarkılar da şey daha çok, mesela bir tane “Üsküdar'a giderken”in cover'ını yaptım. “Üsküdar'a giderken”i biliyorsunuzdur o şarkıyı ama 250 yıl önce yapılmış bir şarkı. Ben ona biraz elektronik müzik gözüyle bakaraktan hem biraz daha dans etmelik hem biraz daha hareketli bir versiyonunu yaptım. Onun dışında Türkiye'de darbukalar, flütler, biraz kardeş türküleri biliyorsanız onlardan esinlenip... Hani bir albüm yapmıştım, küçük mini bir albüm. O albüm de Türkiye yolculuğu gibiydi. Azerbaycan'ın türküleri de var. Oradan esinlenip, oradan yavaş yavaş Güneydoğu Andaluya iniyor. Oradan Akdeniz'e inip, Akdeniz'den de İstanbul'a doğru çıkan bir hani yolculuk düşünmüştüm. Albümüm, konsertim. Çünkü her şarkıda Türkiye'den farklı ritimleri bulduğunuz bir albümdü. Ondan sonra da daha sonra birkaç tane daha fazla şarkı yapıp şeye büyütmeye çalıştım kitlemi. Çünkü benim yaptığım müzik çok niş müzik. Hani evet bizim Türklere hitap ediyor ama Avustralyalılar için hani çok bilindik bir tarz değil. Öyle olunca da biraz daha şey yapmaya karar verdim. Alternatif müzikler onlarını dinleyebileceği, sevebileceği. Öyle de birkaç kişilerle iş birliği yaparaktan daha elektronik ve pop sandığında şarkılar yapmaya başladım ve şu an yavaş yavaş o yolda devam edip kendi yolumu arıyorum.

Seda Ercan

Müzik prodüktörlüğü yapıyorsunuz, müzik üretiyorsunuz ama aynı zamanda DJ'lik de yapıyorsunuz ve geçtiğimiz pazar günü sabah daha gün aydınlanmadan plajda bir parti düzenlediniz. Bu sabahın köründe yapılan bu müzik setleri, DJ setleri yeni bir trend mi acaba?

Cem Deniz Şahin

Şimdi genelde herkes DJ'leri şeylerde görür. Akşamları dışarı çıkmanız gerekir. Club vs. Herkesin de öyle bir enerjisi de yok. Ben de kendim gündüzleri çalıştığım için mühendis olarak. Hani akşamları benim de o kadar bir enerjim olmuyor. Bir gece kulübüne gidip sahne alayım gibisinden. Ve her sabah kalktığımda insanları görüyorum. Ya yürüyüşe çıkıyorlar ya koşuya gidiyorlar. Dedim neden biz de böyle bir şey yapmayalım. Fikirle yola çıkıp ondan sonra bu nerede olur dedim. Point Ormond. Lookout Point var orada. Oradan şeye baktığınız zaman Melbourne'ın çok güzel bir manzarası.

Seda Ercan

Denize doğru mu bakıyoruz?

Cem Deniz Şahin

Evet. Deniz ve şey var şehir aynı anda. İkisi de o tepeden gözüküyor. Oraya kurayım dedim DJ setimi. Ve bu pazar günü onu yaptık.

Seda Ercan

Nasıl geçti?

Cem Deniz Şahin

Çok da ilginç oldu. Hani ben beklemiyordum. Hani insanlar geldi. İlk başta bir beş kişim geldi. Ondan sonra yavaş yavaş sokaktaki o sahilde yürüyen insanlar durup bakmaya başladılar. Aa burada ne oluyor derken. Birden bir 20-30 kişiyi buldu orası. Kalabalıklaştı. Çinli turistler vardı. Çinli turistler gelip dans etmeye başladılar yanımızda. Böyle yürüyüşe çıkan insanlar, yaşlı çiftler özellikle. Onlar gelip durdu. Merak ettiler. Bu ne acaba? Çünkü alışık değiller bence bu tarz müziğe. Onlar da durduğu fotoğraf çektirdiler. Kültür açısından da, yaş aralığı açısından da baya ilginç bir grup bize arada katılıp şey yaptılar. İki saat boyunca ben orada müziğimi çaldım. Bu arada benim çaldığım müzikler sadece elektronik, evet elektronik müzik çalıyoruz ama burada hani Türk kültüründen harmanlanmış, Türkiye şarkılarının da olduğu... Örnek veriyorum DJ setinde bir tanesinde şey, kimse bilmez ama Meltemcim bunu söyledi, bir türkünün elektronik versiyonuna harmanlanmış halini çaldım. Oldukça da ilginç buldu insanlar. O yüzden buradaki eğer Avustralya'daki, özellikle Melbourne'deki Türklerin etkinlikleri vesaire olursa, bana ulaşırlarsa Cem Sultan diye, zaten DJ adım, yardımcı olmaya çalışırım. Onlarla birlikte güzel şeyler yapabiliriz.

Seda Ercan

Peki şimdi siz geleli neredeyse 10 yıl oldu dediniz. Böyle bir geriye dönüp baktığınızda nasıl bir değerlendirme yaparsınız kendiniz için?

Cem Deniz Şahin

Ben öncelikle Avustralya'ya geldiğinde şükretmeyi öğrendim. Örneğin Türkiye'de okurken ailemizin verdiği parayla biz okuyorduk. Yani biz Türkiye'de hiçbir zaman hani şurada çalışayım okurken gibi bir plan yoktu. Aile size parayı gönderirdi, siz okurdunuz. Ondan sonra iş bulup hayatınıza devam ederdiniz. Avustralya'ya gelince öyle bir şey yok. Aile sizi destekleyemiyor. Her şeye sıfırdan başlamak zorundasınız. Onu öğrendim. Kafede garsonluk yaptım, bulaşık yıkadım. Hayatın diğer kısımlarını gördüm. Sınavlarımı kazıdım diyebilirim. Ben sıfırdan bir hayat kurdum. Ben burada başka bir Cem oldum diyebilirim. Türkiye'deki ana şeyimiz... İşe gidip, para kazanıp, kiramı ödemek, yemeğimi ödemek. Ondan sonra tekrar aynı bir monoton hayat. O yüzden Avustralya'da Avustralya'nın size sunduğu ekstra bir hayat var. Avustralya olmasaydı. Müzik anlamındaki şeyime başlayamazdım. Türkiye'de çünkü başka önceliklerim olacaktı. Türkiye'de belki müzik yapmak bir lüks olabilirdi ama burada. Benim için artık bir hobi ve bu hobiyi ben belki yeni bir kariyere dönüştürüp mühendisliği belki ileride bırakacağım ve müzik yolunda ilerleyeceğim. Hani bu Avustralya'nın bana sunduğu bir yolan haktı. Ve bu yüzden çok minnettarım. Ve insanlar da burada çok destekliyorlar. Hani supportivelar. Sokakta bile yürürken insanlar size gülüyor yani. Otobüs şoförü size günaydın diyor. Bu Türkiye'de olan bir şey değil maalesef. O yüzden buradaki enerji farklı. Avustralya'nın size verdiği enerjiyi kattığı şeyler çok farklı. Ben o yüzden minnettarım. İyi ki buraya geldim diyorum.

END OF TRANSCRIPT

Share

Follow SBS Turkish

Download our apps

Listen to our podcasts

Get the latest with our exclusive in-language podcasts on your favourite podcast apps.

Watch on SBS

Turkish News

Watch now