Çin'de yürürlüğe giren yeni bir yasa, ebeveynlerin çocuklarını Çin Komünist Partisi'ni sevmeye yönlendirmelerini, okulların hükümetin onayladığı Çin tarihini öğretmelerini istiyor. Ayrıca tüm vatandaşların Çin etnik birliğini teşvik etmeyen her türlü eylemden kaçınmalarını zorunlu kılıyor.
ÖNE ÇIKANLAR
- Yurtdışından yeni yasayı eleştiren Uygurlar ve Tibetliler gibi etnik azınlık grupları, bu yasaların uzun süredir devam eden zorla asimilasyon politikalarını yasallaştırıp genişlettiğini ve dünya çapındaki eleştirileri susturma tehdidi oluşturduğunu belirtiyor.
- Yetkililere göre, kapsamlı yeni yasalar, Çin’in 56 etnik grubu arasında “ortak” bir ulusal kimlik oluşturmayı amaçlıyor. Han Çinlileri, Çin’in en büyük ve en baskın etnik grubu. Ancak Han kökenli olmayan 55 etnik azınlık için bu yasalar, uzun süredir devam eden zorla asimilasyon uygulamalarını pekiştiriyor.
- Çinli yetkililer, yasaya yönelik eleştirilerin Batı’daki ideolojik önyargılardan kaynaklandığını belirtiyor ve bu eleştirilerin yasanın amacını temelden yanlış yorumladığını savunuyor.
Podcastlarımızı dinlemek ve bizi takip etmek için: https://podfollow.com/sbs-turkish
Çin’de 1 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni yasalar uyarınca, okulların Mandarin dilinde eğitim vermesi ve gençleri, hükümetin “doğru bakış açıları” olarak adlandırdığı, birleşik ve tek bir Çin kültürü hakkındaki görüşler konusunda yetiştirmesi zorunlu.
20. maddede, ebeveynlerin ve velilerin, çocuklarını yasaya uygun olarak yetiştirmeleri ve reşit olmayanları Çin Komünist Partisi'ni sevmeleri için eğitip yönlendirmeleri gerektiği belirtiliyor.
Çinli yetkililer, yasaya yönelik eleştirilerin Batı’daki ideolojik önyargılardan kaynaklandığını belirtiyor ve bu eleştirilerin yasanın amacını temelden yanlış yorumladığını savunuyor.
Yasa, farklı dillerin ve kültürlerin saygı görmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak aynı zamanda hükümetin her kademesinin, medyanın ve eğitimcilerin Mandarin diline öncelik vermesi ve birleşik bir Çin kültürü oluşturması gerektiğini de kararlı ve ısrarlı bir şekilde vurguluyor.
Yasa, yalnızca Çin topraklarındaki azınlık hakları açısından değil, yurt dışındaki aktivistler ve diaspora için de büyük endişelere yol açtı.
Yasanın 63. maddesi, Çin anakarasının dışındaki, etnik birliği zedeleyen veya etnik bölünmeye yol açan örgüt ve bireylerin sorumlu tutulabileceğini belirtiyor.
Yasa ayrıca, tüm dini grupların dinin Çinlileştirilmesini sürdürmesi ve hükümetin din konusunda doğru bulduğu bakış açılarını benimsemesi gerektiğini öngörüyor.
Avustralya’daki Uygur ve Tibet toplumları, hükümetten bu yeni yasalara karşı kamuoyu önünde sesini yükseltmesini talep ediyor.
Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı sözcüsü, SBS’ye insan hakları açısından doğabilecek sonuçlardan endişe duyduklarını söyledi. Bakanlık, bu konuyu Çin’le doğrudan ve kamuoyu önünde gündeme getirdiğini ve hükümetlerin Avustralya’daki insanların haklarına veya özgürlüklerine müdahale etmesine müsamaha göstermeyeceğini belirtti.
Ruh sağlığı desteğine ihtiyaç duyan herkes, 13 11 14 numaralı telefondan Lifeline Australia ile iletişime geçebilir. Acil durumlarda [[000]] numaralı telefonu arayın.
SBS Türkçeyi Salı hariç hafta içi her gün dinleyebilirsiniz. Bizi ayrıca Facebook’tan takip edebilirsiniz.





