Küçük tabaklara sıralanmış çeşitli peynir, yumurta, sucuk, domates, salatalık, kaymak, bal, tahin, pekmez, reçel ve pastırma… Türk kahvaltısı deyince akla gelenler bunlar. Ve dahası da var elbette. Bu birbiriyle uyumlu elementlerin yanında, çete reisini de unutmamak gerek: Masadaki bir dağ yığınını andıran Türk ekmeği.
Kahvaltı, Türk aileleri için sabah telaşında aceleyle sütle atıştırılan yulaf ya da mısır gevreği ya da tost değil, süzme bir gelenektir.
Ailemde Türk yok, ama Bosnalı bir ailede büyüyen biri olarak, sabahlar Türkiye’yi hatırlatan lezzetlerle doluydu. Coğrafi yakınlık ve Bosna’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olması göz önünde bulundurulduğunda bunda şaşılacak bir yön yok elbette.
Türk kahvaltısı çocukluğumun bir parçası oldu ve buna çok memnunum. Yemeklerin sınırları ortadan kaldıran gücünü seviyorum. Bu toplumsal yemek deneyimi benim kimliğimin bir parçası.
Sabahları, diğer öğünler gibi her zaman ekmekle başlardı. Patates, pirinç, polenta veya börek, ne yediğinizin önemi yok, bunlarla birlikte tabii ki ekmekde yenirdi. Pastırmayı düşünün, koyu yoğurdu, ajvar‘ı; ve de asıl suçlular tabi: tuz ve biber, pekmez, ve hepsini birleştiren kaymak.
Koyu bir krema olan kaymak, tere yağı gibi ipeksi, ve zengin bir lezzete sahiptir. Bir çeşni olarak her şeye uyar: bir kase soft polenta, kızarmış biber, veya Türklerin favorisi bal ve ekmekle birlikte.. Bu arada, ev yapımı kaymak bulursanız ya da evde kendiniz yaparsanız, buz dolabında çok uzun süre saklayabilceğinizi belirteyim.
Masamızdaki yiyeceğin önemine göre tat sırası önce tuzlu, sonra tatlı, sonra yine tuzlu, yine tatlı ve tuzlu olurdu. Bu sıralamayı çok severdim. Yemekten başka bir kural yoktu. Diğer öğünlerde olduğu gibi kahvaltıda da yiyecek öyle çok şey vardı ki, birbirimizin sözünü keserek konuşur, güler, komaya girene kadar yerdik. Haytta, bundan daha iyi bir şey yoktu. Vegemite’ı ilk kez genç kızken tattım, ezilmiş avokadoyu yirmili yaşlarımda. Granalo’yu ise daha yeni yedim. Türk tarzı aperatiflerden gelen Bosna kahvaltısı ise kalbimdeki yerini koruyacak ve iştahıma yön verecek.
1. Çılbır
En tatmin edici yönü bu yumurtalı oyunun adıdır. Doğru miktarda eklenecek ot, tereyağ ve Türk pul biber, sabah uyanmanız için size kıvamında bir tekme atar..

2. Simit
Bu yuvarlak susamlı ekmek İstanbul’da 1500’lerden bu yana üretiliyor. Beyaz ve tulum peyniri, salatalık, domates, zeytin ve pastırmayla iyi gider.

3. Girit yumurtası ve otlar (kaygana)
Baba ve çocuk tarlada çalışırlarken ,çocuk birden bağırmaya başlar
-Baba-babaaa tarlaya inek girdi…!
Baba heyecanla cevap verir;
-Bırak ineği Giritliler de girmiş, esas onları kovalım, yoksa tarlayı bitirmeden bırakmazlar….!
Giritliler, Ege kıyılarında toprakta yetişen ve yeşil olan her şeyi yemeleriyle meşhurdur. Türk aşçılar Giritlileri yüzlerce yıl görmemezlikten geldi. Ama Türkler, Giritlilerin öğrettiği bu yumurtalı yemeği çok sevdi.

4. Sucuklu yumurta
Demlenmiş çay ve küçük tabaklarla yenmeye hazır. Bu tipik Türk kahvaltısı peynir, sucuk, pastırmayla güne başlamak için bire bir.

5. Sütlü mercimek çorbası
Bazen kahvaltı, akşamdan kalanların ayılmasına yardımcı olur. Kırmızı mercimek çorbasının çok çeşitleri vardır. Bu çorba sizi rahatlatmaya bire birdir.

6. Ispanaklı soğanlı yumurta
Bu yemeğe kıyma (sığır veya kuzu) da ekleyebilirsiniz. Yoğurdu da unutmayın.

7. Ufalanmış antep fıstıklı ahududu, gülsuyu chia puding
Türklerden esinlenen bu puding, misafirlerinizi etkilemek için çok uygun bir kahvaltıdır ve hazırlaması aynı oranda kolaydır.

Bu hafta, hafta içi her akşam (ADKS) 6.00’da yayınlanan The Chefs' Line programında Türk mutfağı yer alıyor. Ayrıntılar için SBS'in Program sayfasına bakınız.
